Rezonans

Gemilerde titreşimin 3 ana sebebi vardır. Ana makine, şaft ve pervane. Titreşim denge konumu etrafında yapılan salınım hareketidir. Katı, sabit (rigid) olmayan her sitemin en az bir adet frekansı vardır. Zorlayıcı kuvvetin frekansının, sistemin doğal frekansı ile çakışması durumuna rezonans denir.

Peki neden? Bu sayfa teknik bilgi paylaşımına dönüyor? Hem evet hem hayır. Rezonans uzun zamandır hissettiğim fakat doğru kelimeyi bulamadığım için düşünemediğim duygularımı açığa çıkardı. Yeni bir kırılım yaşadım. 1+1=7 işte en kısa rezonans tanımım. Çakışan frekansların şiddetli bir titreşim ortaya çıkarması. Makinalarda istenmeyen bir durum peki ya insan ilişkilerinde.

Birbirini tamamlamak, yanındaki kişi için doğru eş olmak aslında rezonans. Katlanarak gelişmek, güzelleşmek ve ilerlemek. Bugüne kadar hep kendim gibi birini aradım sözümün içeriği. Aslında kendi frekansımda birini arıyorum demeye çalışıyormuşum da cahillikten doğru kelimeleri bulamıyormuşum. Sonra rezonansı bulamamaya şaşmamalı. Bulamadım dediysem romantik ilişkilerim için geçerli. Arkadaşlıklarımda bugüne kadar 4-5 kişiyle bu duyguyu yaşadım. Telefonla bile konuşsak enerjim yükseliyor.

Aslında yazı burada bitmeli, ama aldım elime sazımı devam. Biraz da durum güncellemesi olsun. Yeni evimin salonundan bildiriyorum. Ağaçlara ve parka bakan evimin salonundan.

Balkondan görünen bahçede bir park
Parkta bir ağaç
Sevda öyle ulu orta saçılmış.
İki çift aşk dolu göz
Dökülen yaprakların damarlarında kaybolmuş
İki çift aşk dolu göz
Birer yıldız istiyorlar gökyüzünden
Gökyüzü dediysem, senin gözlerinden.
Dalları penceremi kapatan bir ağaç
Tohumunu ellerinle kalbime yerleştirdiğin
Sadece ay ışığında suladığın ve konuştuğun
Filizlenmeye çalışırken
Sevgiye çok benzeyen bir büyü yaptığın ağaç.
Şimdi o, kökleri dünyayı dolaşmış
Dalları bulutlara değen
Geceleri, sevdanın üzerini yapraklarıyla örten ağaç
O ağacın dallarına tek bir kuş bile konmuyor artık
Tek bir yağmur damlası düşmüyor çatlamış toprağına
Odamın içinde bir ağaç
Minderler, gözler ve aşklar saçılmış etrafına
Ve geceleyin yıldızlar
Gökyüzü yok, yıldızlar ondan dökülmüş yerlere
Güneş yok, kuşlar ondan saklanmış
Ağaç kuruyor.
Gökyüzüm, güneşim, denizim
Sen yoksun
o
o ağaç
yok.

2013 yılında yazmıştım, yine parka ve ağaca bakan bir evim vardı. Neden bilmiyorum, gemideyken kuşlar, karadayken de park-ağaç ikilisi bana kendimi güvende hissettiriyor. O zamana kadar hayatımda gördüğüm en güzel kadın olan Deniz’e şiirler yazmaya çalışıyordum. Tabii tecrübesiz zamanlarım, elime yüzüme bulaştırmıştım her şeyi. Fakat kendimle ilgili bir farkındalık kazanmıştım. Bir şeyi gerçekten istersem ve elimde tek bir şansım varsa o şansı kullanıyordum. Sadece alacağım riske değecek bir sonuç olması gerekiyordu. Bu hikayeyi “Dünyanın en güzel kadını” adlı yazımda bulabilirsiniz.

Günün sonunda kendimi arayışım devam ediyor. Bugün olduğum yerden memnunum. Yeniden başlamaktan, sıfırdan başlamaktan hiç çekinmedim. Belki korktum evet, ama kaçmadım. Enerjimiz çok değerli, onu güçlendiren kişilerle birlikte olmanız dileğiyle. Sevgiyle kalın.

Yorum bırakın