Rüya

Yağmurlu bir günden beklenmeyecek güzellikte bir gece. Açık gökyüzünde teker teker yerlerini alan yıldızlar gibi terastaki yerlerimizi aldık. Konuşacak çok şeyimiz vardı belki ama sustuk. Sakin şarkılar listesine bıraktık sessizlikle savaşmayı. Bir yanımda sıcaklığını hissettiğim kadın, diğer yanımda arkadaşlarım. Mutlu hissetmek için bu terastaydık. O zaman başka bir şey düşünmeden sadece şimdiyi yaşamalı. Ne soğuk ne sıcak bir hava. Dizlerine yatıp gökyüzünü izliyorum. Gözlerimi kapattığımda çimenlerin üzerinde yattığımı hayal ediyorum. Papatyalar yeni yeni büyümeye başlamış. Arılar, çiçek çiçek gezerken, yanıbaşımda akan nehri dinliyorum. Nefes alıp nefes veriyorum. Dünyadaki en mutlu insanım. Ne eksik ne fazla. Hiç ölmeyecek ruhumla bakıyorum dünyaya. Güzel bakıyorum. Bütün sözlerimin sonsuza kadar bedenime kazınacağını bilerek konuşuyorum. Gözlerimi geceye açıyorum. Papatyaların yerine renkli lambalar ve mum ışığı çekiyor dikkatimi. Yıldızların etrafında rengarenk harelere dönüşüyor ışıklar. Yaşıyorum ve mutluyum. İçimden şükrederken; dudaklarımla gülümseyip, gözlerimle ağlıyorum. Neydi istediğim? Sadece, sevmeyi ve sevilmeyi istememiş miydim? Bedenimin kontrolünü yavaşça bırakıyorum. Eriyen bir pastel boya gibi vücudum. Sımsıkı kapatıp gözlerimi, hayata bağlanıyorum. Saf, tertemiz bir enerji oluyorum. Etrafımdaki herkesi arındıran bir akarsu. Dokunduğu bütün kötülüğü buharlaştıran bir su.

Saatin artık geç olduğunu söyleyip uyandırmasalar yüzyıllar boyunca akarsu olarak kalabilirdim. Gözlerimi açmak büyüyü bozdu. Yattığım yerde doğrulmakla yetindim. Sırtımı ve bakışlarımı duvara verdim. Artık gözlerim açık hayal kuracaktım. Hepimizin yan yana olduğunu düşündüm ve bunun sıcaklığını hissettim. Ayaklarımızı iskeleden sarkıtıp ileri geri sallayarak güneşin denize çizdiği yolu izliyorduk. Ayaklarımızın altına kadar gelmiş bir balık sürüsüyle paylaşıyorduk iskeleyi. Önce parlak sarı, sonra portakal kabuğu ve en sonunda da kızıla dönen alev, gecenin yaklaştığını söylüyordu. Gözlerimi duvara dikmiş, denizi düşlerken, çiseleyen yağmur beni yeniden dünyaya döndürdü. Islanmak istemiyorsam içeri girmemi söyleyip beni kendi halime bıraktılar. Duvara çizdiğim resim silinmeden gözlerimden, derin bir nefes çektim manzaramdan. Uyku vakti gelmiş gibiydi. Belki rüyalarım kaldığı yerden devam ederdi.

Yorum bırakın