Yolda

Başından sonuna korkutucu bir deneyim. Şimdi üzerinde yattığım sünger yatakta, tavandaki odun desenlerine bakıp düşünüyorum. Uçan tenekenin kapısı ve penceresi açık. Üstüm ve ayaklarım çıplak. Hiçbir şey yapamayacak kadar kırgınım.Tek yapabildiğim beklemek. Tenekenin içindeki kertenkelenin saklanmasını, rüzgarın durmasını, kuşların, köpeklerin, böceklerin ve aklımdaki seslerin susmasını beklemek. Kalbim kırıldı.Tanımadığım bir insanla nasıl bir yolculuğa çıktığımı daha yeni anladım. Sahi neredeydim ben? Bu odayı kim seçmişti? Yatağın ne tarafında yatacaktım? Yapamadığım ve/veya yapmak istemediğim şeyler yüzünden azar mı işitecektim? Selamlaştığım insanların gözlerindeki umursamaz tavır neden? Merakları ve bitmeyen soruları. Cevaplarını biliyorum ama kimseyle konuşmak istemiyorum. Işınlanmanın hala icat edilmemiş olması ne acı. Şimdi evimde olabilmek için neler vermezdim.

Bilmediğim yerde bilmediğim insanların arasındayım. Aklım almıyor, ben mi istedim bunu? Eğer istediysem ne düşünüp istedim? Geleceği görebilen gözlerim, bu acı duyguları hiç kestirememişti. Sorular beklediğim yerden gelmişti ama suçlamaları beklemiyordum. Beni kim suçlayabilirdi ki benden başka. Bu görevi yıllardır kimseye devretmemişken neden şimdi başka birisi beni suçladı. Bilmiyorum. İçten içe ağlıyorum. Çaresizliğime ağlıyorum. Ne olursa olsun bu gece bu tenekede yatacak olmama ağlıyorum. Keskin bıçağımın ucunun törpülenmesine ağlıyorum. Gücümün olmadığı bir yere gelme fikrini ben kabul etmiştim. Hayatın her zaman sınavlarla dolu olduğunu unutarak. Ya da o sınavları kolayca geçebileceğime inanarak. “Fakat hayat acımasız bir öğretmendir, önce sınav yapar sonra ders verir” kim dediyse güzel söylemiş. Güçlenmek için önce kırılmalı. Kaslar bile büyümek için yıkıma ihtiyaç duyuyorken, bir sporcunun acıdan kaçması düşünülemez.

Ne rüzgar ne de kafamın içindeki sesler durdu. Duran tek şey kara gözyaşlarım. İspanyolca bir şarkı aklıma gelir gözyaşı denince. “Beni terk etmek istiyorsun, acı çekmek istemiyorum. Seninle geliyorum azizim, sonu ölüm olsa bile.” Şarkının adı kara gözyaşları. Hayatım gibi kara gözyaşlarım var diyor. Başka birisi de değiştiremeyeceğin şeyleri kabul et diyor. Bir yara bandı çıkar çantandan ve sarılmayacak kalbine yapıştır. Bugün kimse silmeyecek gözlerini. Tanımadığın ve tanınmadığın bu şehirde tek başınasın. Kalk düştüğün yerden, çünkü insan düştüğü yerden kalkar. Camı kapat, üzerine bir şeyler giy ve yat. Bırak bilinçaltın uğraşsın bütün olup bitenle. Yeni bir insan doğur sabaha. Dünden daha sakin, dünden daha güçlü olsun. Bir gün bile geçirmiş olsan artık burayı tanıyorsun. İnsan bilmediği şeyden korkar. Artık korkulacak bir şey yok, kızgınlığın ve kırgınlığın da bir faydası yok. Kabul et, sen istedin bunu. O övündüğün lafını hatırla, “sahip olduğum her şeyin bedelini ödedim.” öde şimdi o bedeli. Bir insanın kolay yetişmediğini de unutma.

Yine bilinçaltına bırakmadın çözümleri, tebrikler. Uyu şimdi. Bütün gün yüzdüğün düşünce havuzunun kenarında güneşlenir gibi.

Yorum bırakın