Bir hedefin olsun. Yoksa benim gibi serseri mayına dönüyor insan. Ne zaman ve nerede patlayacağı belli olmayan. Hiçbir şey istemiyorum. Hayalini kurduğum hiçbir şey yok. Yataktan heyecanla kalkmam için bir sebep yok.
Böyle olunca yaptığım her şeyi sorguluyorum. Kendimi sorguluyorum. Herkeste ve her şeyde kusur görmeye başlıyorum. Sürekli bir mükemmeliyetçilik baskısının altında eziliyorum. Çürüyorum demiştim önceki yazımda. Evet çürüyorum ama bunun sorumlusu mesleğim değil, kendimim. Kendimden ne beklediğimi bilmiyorum ya da hayattan ne istediğimi. Kimileri araba ister, kimileri ev, kimileri her limanda fuhuş yapmak ister, peki ben ne istiyorum.
İşte cevabını veremediğim soru. Ben ne istiyorum. O kadar imreniyorum ki beş yıl sonra şurda olup bunu yapmak istiyorum diyenlere. Bir ereği olanlara. Ben ilerlemiyorum. İlerliyormuş gibi görünüp yerimde sayıyorum. Beş yıldır savaşıyorum kendimle ve etrafımda kim varsa bu savaştan payına düşeni alıyor.
Günlük hayatta kafama taktığım her şeyin önemsizliğinin o kadar farkındayım ama iş eyleme dönünce bir türlü gerektiği gibi davranamıyorum. Yok efendim o adam neden diğerine kilo verme yollarını anlatıyor. Kim sordu nasıl kilo verilir diye. Cevabı çok basit Murat, sanane. Kendi işine baksana. Yok efendim sen çalışırken o senin başında durup seni izlemiş. Eee ne oldu bir yerine bir şey mi oldu. Hayır. Peki onun sadece yanına gelip seni izlemesi kadar önemsiz bir şey seni nasıl bu kadar sinirlendirebiliyor ve sen kavga etmeyi düşünebiliyorsun.
Nasıl olacağını bilmiyorum ama yapmam gereken şey bu savaşı bırakmak. Ne istediğimi bulmak ve ilerlemek zorundayım. İnsan bir şeyi gerçekten isterse yapar biliyorum. O şeyi bulmak zorundayım. Yoksa kendimi daha çok yıpratırım. Hayallerle kalın.