Son yazıma birkaç kişinin biletini kestiğim için bilet adını vermiştim. Bu sefer de geçtiğimiz 3-4 günde bize sağlam tecavüz ettiler dediğim için başlık bu.
Bir aylık uzun bir seferin sonunda, Güney Kore – Panama, Panama’ya gelmek üzereydik. Denizciler bilir uzun sefer hava olmadığı sürece güzeldir. İşler rayına oturtulur, eksikler tamamlanır, biraz nefes alınır yani. Normalde. Fakat geçtiğimiz bir ay boyunca biri biterken öbürünün başladığı bakım tutum çalışmaları sonucu bu bir aylık sefer kimsenin dinlenmesine müsaade etmemişti.
Panama geçişinden sonra Amerika limanlarına gidecek olan gemimizde, US coast guard hazırlıkları da bir yandan devam ediyordu. Panama’ya birkaç gün kala biriken evrakları yapıp rahatlamanın peşindeydim. Aklım sürekli onlarla meşguldü ve bu durum beni rahatsız ediyordu. Tabii ki hiçbir şey beklediğim gibi gitmedi ve ben evrak yapamadan başka bakım tutum işlerinin içinde buldum kendimi. Söylene söylene bitirdim. Panama’ya bir gün kalmıştı ki gemiye şirketin çevre denetçisinin geleceğini öğrendik. Hepimizde bir telaş. Evraklar ! Evraklar için sadece bir günüm kalmıştı. Gece 11’e kadar bitirdim. Yarın bizi yorucu bir gün bekliyordu. Yakıt alımı, kanal geçişi, personel değişimi ve denetçinin gemiye gelmesi.
Panama kanalından hiç geçmemiştim ve bana şimdi sorarsanız hiç geçmemiş olarak kalmayı tercih ederdim. Daha demir atmadan yakıt denetçisi gemiye çıktı v demir attığımız gibi yakıt barge’ı gemiye bağlandı.
Her şey sorunsuz başlamış, yeni personel gemiye gelmişti ve eski personel gideceği son ana kadar çalışmaya devam ediyordu. Bütün bunlar ay sonuna denk geldiği için, şirket maaşlarımızı vermeden önce son bir fuhuş yapmak istiyor diyorduk. Yakıt başladı ama bitmedi, çünkü kapanış değerlerinde anlaşamıyorduk. Karşılıklı tartışmalardan sonra gemideki yakıt denetçilerine attık topu. Demir manevrası yapılırken ana makinede problem çıkmıştı ve düzeltilmesi gerekiyordu. Her şey birden bire olmuş ve üst üste gelmişti. Artık tecavüzün kaçınılmaz olduğunu bütün makine personeli olarak hissetmeye başlamıştık.
Yakıt konusunu uzun tartışmalar sonucunda herhangi bir usulsüzlük olmaması için şirket tarafından gemiye atanan denetçilere bırakmış ve ana makine arızasına yoğunlaşmıştık. Bu arada bütün bunlar
Yazının tamamlanmamış olduğunu 19 Ekim’de fark ediyor olmam garip. Kusuruma bakmayın. O günkü gibi tamamlayamam belki ama en azından denerim.
Bu arada bütün bunlar aynı anda oluyordu. Bütün makine personeli günün erken saatlerinden beri ayakta ve şimdi şirketten gelecek haberi bekliyorduk. Kanal geçişi iptal edilmişti. Alınamayan enjektör için cover değişecekti. Bu durum ilk kez başımıza gelmiyordu fakat karada işlemden geçip gemiye geri gönderilmiş coverde aynı problemi yaşamak bizi düşündürmüştü. Sabaha kadar süren çalışmadan sonra ana makine hazırdı.
Yakıt barge’ı gemiye bağlı, evraklarının imzalanmasını bekliyordu. Makine arızası onların da planlarını bozmuştu. Bizim birkaç saat içinde kalkacağımızı ve konuyu uzatmayacağımızı düşünerek yakıt çalmaya çalışıyorlardı. Gerçi burda şunu da unutmamak gerek, kimin yakıtını kimden çalıyorlar. Yıllarca Panamalıları sömüren, kanalı işgal eden o petrol zenginlerinden çalıyorlardı. Kim onları suçlayabilir. Çok uzaklarda aramayın şirket prosedürü gereği biz suçladık. Protesto mektupları falan filan derken adamları gönderdik.
Otuz saat süren tecavüz şimdilik bitmişti. Fakat o gün bilmediğim ve ileride çok daha uzun sürecek tecavüzlere sebep olacak o yakıttan epey almıştık. Şimdilik burda bırakalım. Panama’dan sonra işler hiç yolunda gitmeyecekti.