Ev

Bugün bunları, güneş vuran bir terasta, Marmara denizine bakarken yazıyorum. Kahvemi demlemişim, annem istediğim kakaolu kurabiyeleri yapmış. Buena Vista Social Club çalıyor fonda.

Hiçbir şeye uzaktan bakamadığım o gemiden kurtulmuşum. Gerçi hava değişimi beni biraz hasta etmiş de olsa, iki gündür yattığım için bugün daha iyiyim. Bu sefer saçlarımı kesmedim ve şaşırtıcı bir şekilde uzun saçlarımı beğendiler. Ben de beğendim. Köle gibi giyinmeyi bırakıp, özgür bir insan gibi giyinince güzel durdular tabii.

Gemiden inişimize dönelim o zaman. São Luis’de gemiden indik. Bizi uçaktan bir gece önce aldılar gemiden. Bu habere ne kadar sevindiğimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Eğer bir insanı sevmiyorsam bunu gizleyemiyorum. İş böyleyken onunla aynı ortamda bulunmak beni daha çok geriyor ve sinirlendiriyor. Gemide de durum böyleydi. Uzun bir süre kendimi tutmuştum. Alttan al Murat boşver Murat ama bardak artık taşıyordu. Bir dakika bile daha fazla gemide kalmak istemezken biletlerimiz Pazar gününe alınmıştı ve benim bir gün daha gemide kalmam gerekiyordu.

Kamaranın temizliği ve valizin toplanması bitince telefonla zaman öldürüyordum. Saat 1650 de bir telefon “3. mühendis” , “abi merhaba Kadir ben, bir saat sonra sizi almaya geliyor acente”. Sonunda o an gelmişti, hemen giyindim valizi kapattım ve aşağı indim. O gemide bir gece daha kalmayacaktım.

Portekizce bilmiyordum fakat biraz İspanyolcam vardı. Neyseki Uber Brezilya’da çalışıyordu. Bize tavsiye edilen canlı müzikli restorana gittik. Pek çok seyyar satıcı yanımıza gelip bize bir şeyler satmaya çalıştı. Ev satmaya çalışan bile vardı. Akrep beslediğim için hiçbir şey almayacaktım. Bileklik satan bir kişiyi de kibarca geri çevirmiş, iki masa önümüzdeki eğlenen çifti izliyordum. Sonra bileklikleri kendisi yapan ve adının anlamının “gelecek” olduğunu söyleyen kişiden bir bileklik almaya karar verdim. Bir hatıra olacaktı sonuçta. Bu arada Rio aktarmalı uçuşumuzda Rio’da harcayabileceğimiz 6 saatimiz varken, dışarı çıkmayı, güvenlik sebebiyle, tercih etmediğimiz Brezilya’nın parası Türk lirasından daha değerliymiş. Bileklik hazır olduğunda yemeğimiz yeni gelmişti. Dolunay, okyanus, kum ve müzik. Sahilde eğlenen insanları izlerken, onların yerinde olmak istedim.

Yemekten sonra kısa bir yürüyüş yaptık ve uzun yolculuk öncesi dinlenmeye çekildik. Bir kontrat daha bitmişti. Bize kattıkları ve bizden götürdükleriyle bir kontrat daha. Sevgiyle kalın.

Yorum bırakın