2-Başak

Aşk doktoru olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Cenk, her zaman olduğu gibi bu yıl da sevimli bir çocuktu. Okulundaki çoğu kızın ilgisini çekecek bir yüze ve kişiliğe sahipti. Ece’nin neden arkasını dönüp koştuğunu hiç sormadı ve sormayı da düşünmüyordu. İşin garibi Ece’nin de bu konuyu hiç açmamasına rağmen sürekli koluna girip fiziksel temas halinde olmasıydı. Genç Cenk buna anlam veremiyordu ama halinden şikayetçi olduğu söylenemezdi.

Okulun bütün sosyal etkinliklerine katılan Cenk için tiyatro sezonu başlıyordu. Birlikte oynayacakları ekipten bir kızın Cenk’ten hoşlandığı söylentisi çıkmıştı. Kızın kim olduğu bilinmezliğini korurken Cenk hayaller kurmaya başladı. Acaba kimdi bu gizemli kız. Alt dönemlerindeki sarışın beyaz tenli güzel kız mı? Sahi adı ne olabilirdi acaba. Böyle güzel bir kızın adı Başak olmalıydı. Evet, ne olursa olsun ona Başak diyecekti. Acaba Başak oyuna girebilecek miydi? Öyle olması harika olurdu.

Düşler aleminde yaşamak ne kadar işine gelse de, gerçek hayata dönmesi gerekiyordu. Roller dağıtıldığında Başak’ın oyunda olmadığını gördü. Artık iki sevgiliyi oynayamayacaklardı. Kavuşmaları için gerçek hayatta bir şeylerin olması gerekiyordu. Bu arada gizemli kızın kim olduğu da ortaya çıkmıştı. Başak’ın kuzeni, Sena. Neden her şey üst üste gelmek zorundaydı. Önce Ece sonra Başak, Cenk ne zaman gülecekti.

Oyundan çıkıp çıkmamayı düşünürken, sınıf arkadaşlarından Başak ile aynı serviste olanlara, aslında kuzeninden değil ondan hoşlandığını söyledi. Bu haber belki Sena’nın hoşuna gitmeyecekti ama gerçek buydu. Sınıf arkadaşları haberi Başak’a taşıdıklarında duyduklarına inanamadılar. Cenk’ten hoşlanan Başak’ın kendisiydi. Güzel haber ve Başak’tan bir not Cenk’e verildi. “Başkalarının dediklerine bakma, seni seviyorum” yazmıştı. Ağlamak ve koşmak arasında bir seçim yapamayan Cenk olduğu yerde kalakalmıştı. Tek yapması gerekenin onunla konuşmak olduğunu biliyordu. Duygularının karşılıklı olduğunu bilmesi işini iyice kolaylaştırmıştı. Kızın adı Başak değildi ama hep Başak kalacaktı.

Cenk geçen yıl kazandığı bütün cesaretiyle karşısına dikildi. Bu sefer yıl sonunu beklememişti. Ders arasını bile zor bekleyebilmişti. “Benimle çıkar mısın?” diye sordu. “Evet” dedi orman gözlü kız. Sonra ikisi de başka tarafa dönüp uzaklaştılar. Cenk daha önce hiç aklına gelmeyen bir şeyi düşünmeye başlamıştı. Evet ikisi de birbirini seviyordu, peki sonra. Ne konuşmalı, ne yapmalı, nasıl sevgili olunur. Aşk doktoru Cenk büyük çuvalladığını hissediyordu. Bugüne kadar hiç kız arkadaşı olmadığı için bilmiyordu. Daha önceleri sadece uzaktan uzağa sevmekle yetinmişti. Etrafına baktığında kimseden de bir destek göremiyordu. Arkadaşlarının yaşadığı gibi bir şey istemiyordu. Ergenliğe giren veya girmek üzere olan bu çocukların tek derdi, hakkında hiçbir şey bilmedikleri kadın vücuduydu. Cenk daha orada değildi. Sadece sevmeyi öğrenmişti daha fazlasını değil.

Başak çok güzel bir kızdı. Bütün okulun gözü onun üzerindeydi ve bu durum Cenk’in bir sürü rakibinin oluşmasına neden oldu. Pek çok gün birilerinin gelip Cenk’i döveceği söylentisi ortaya atılıyordu. Bir arkadaşı Başak’la birlikte bir pastaneye gitmelerini tavsiye etmişti. Her gün sadece o gün için harçlık alan Cenk, onu hiçbir yere götüremezdi. Bu yüzden öğle arası evine gidip para istemeye karar verdi. İkisi de farklı yerlerde oturuyorlardı ve eğer dışarıda bir buluşma yaparlarsa evlerine otobüsle dönmeleri gerekecekti. Cenk onun için gereken parayı da hesaba katıp, bitirim bir sınıf arkadaşıyla birlikte kendi evine doğru yola çıktı. Annesi onu kapıda gördüğünde şaşkınlığını gizlemedi. Masum Cenk’in söyledikleri annesinin yüreğine dokunmuş olacak ki, servisle gidip geldiği okulundan nasıl eve geldiğini bile sormadan istenen parayı verdi. Cenk artık bir buluşma için hazırdı. Tek eksik Başak’ın bundan haberinin olmamasıydı. Öğle arası koşturmayla geçmişti artık onunla konuşamazdı. Dersin bitmesini sabırla bekledi ve sordu. “Gelemem” cevabını almak için çekilen bunca çile. Önce sorup sonra hazırlık yapmasını daha mantıklı bulabilirsiniz ama mükemmel Cenk için hazır olmadan bu soruyu sormak -40 derece soğuk suya dalmak gibi bir şeydi.

Kıskanç arkadaşları onunla dalga geçmeye başlamak için böyle bir şeyin olmasını bekliyorlardı. Pek aldırmamasına rağmen üzülüyordu. Sadece alaylara değil, onunla birlikte bir şey yapamadığı için üzülüyordu. Eğer beraber vakit geçiremiyorsak neden çıkıyoruz diye düşündü. Başak, gönlünü almak için bir not daha göndermişti. Aynı şeyi tekrarlıyordu, “Kim ne derse desin, seni seviyorum.” Ben de seni seviyorum Başak diye içinden geçirdi Cenk ama bu bize yetmiyor. Aramızda bir paylaşım olmadıktan sonra salt sevgi ne işe yarar diye düşünüyordu. Aynı zamanda tehditler de artıyordu. Okulun belalılarından birkaç çocuk Cenk’i sıkıştırıp Başak’tan ayrılması için tehdit etmişlerdi. Her şey üst üste geliyordu. Aklındaki soru işaretleri, zorbaların onu çekememesi derken Cenk kararını verdi. Ona bir not gönderip ayrılmak isteyecekti.

Cenk o notu yazdıktan sonra her gece rüyasında onu gördü. Daha da aşık olmuştu. Artık Başak onun için ulaşamayacağı bir yerdeydi. Birlikte geçirebilecekleri güzel günleri düşleyip duruyordu. Tek iyi tarafı artık tehditler bitmişti. O günden sonra Başak’ın yanında kimseyi görmedi. Cenk’in yanında da kimse olmamıştı. Bu ayrılıktan ders alan okul yönetimi; romantik ilişkiler için yaş sınırı getirilmesini istediklerini, Cumhuriyet başsavcılığına bildiren bir dilekçe hazırladı.

Yorum bırakın