Bugün 20:00 otobüsüyle Kocaeli’ye dönmek üzere yola çıktım. Hareket saatinden 10 dakika önce duraktaydım ve otobüste yer bulmuştum. Hem de en sevdiğim yer boştu. Otobüs hareket etmeden bir çift bindi. Parfüm kokuları onlardan önce gelmişti. Acaba ter mi kokuyorum diye düşünürken, bütün otobüsü kaplayan bu parfüm kokusu hoşuma gitmişti. Körükte durdular. Rastalı saçlı aykırı bir kız ve erkek. Beni hiç ilgilendirmiyorlardı. Birbirlerine çok yakın davranışları, her ne kadar umurumda olmasa da, dikkatimi çekti. Bir süre sonra ara verirler herhalde düşüncesiyle müziğime ve yola odaklandım.
Otobüste seyahat eden yolcu kitlesini de bir yandan gözlemlemiştim. Yaşlı bir adam bu çifte öfkeli gözlerle bakıyordu. Bir tartışma yaşanacağını sezmiş ve bu durumda kimin tarafında olurum acaba diye düşünmüştüm. Tabii ki kimsenin tarafında. Hepsi kendisinin haklı olduğunu düşünecek ama iki taraf da bu durumdan zararlı çıkacaktı. Kendi ilişkilerimde halk içinde yakınlığı sevmeme sebeplerimden biri de buydu. Toplum baskısı, her an bir yerden birisi çıkıp neşemizi bozabilirdi.
Çok çocuklu bir aile görümce kalkıp onlara ver verdim ve bu aykırı çiftimizin yanında, yolculuğuma ayakta devam etmeye başladım. Kulaklıklarımın ses geçirmediğini artık herkes biliyor, yine yola ve müziğime odaklanmıştım ki bir anda bütün gözler benim olduğum tarafa çevrildi. Birkaç kişi hızla arkaya doğru geliyordu ki ben de arkama baktım. Kızgın gözlerle, fazla samimi, çifte bakan adam onlarla sözlü tartışmaya girmişti. Konuşulan hiçbir şeyi duymadım fakat bir kişi adamı iki genç de aykırı erkeği tutmuştu. Karşılıklı sözlü tartışma bir süre daha devam etti. Sadece el kol hareketlerini gördüm ve hiçbir şey duymadım. Ses geçirmez kulaklıkları yapan mühendise saygılarımı sunuyorum. Birkaç dakika sonra yer verdiğim kadın kalkıp yanıma geldi. Meğer aykırı kız sinir krizi geçiriyormuş. Bir genç, çifte yer verdi ve oturan kız sakinleşti.
Eğer biraz gözlem yapsaydılar böyle bir olay yaşanmayacaktı. Görüşler şunu savunabilir. 1- kimsenin hayatına kimse karışamaz. 2- otobüste kimse sevişemez. Olayların dışında kalmayı sevdiğim için sadece bakış açımı değiştirdim ve bütün bu gerginliğin dışında kalıp yazımı yazmayı başardım. Zamanlamanın ve mekanı doğru yorumlamanın önemi bir kez daha anlaşılmış oldu. Sevgiyle kalın. Köyden dönüş sonrasını anlatan yazım yakında geliyor.