Hastalığın bana verdiği yetkiye dayanarak, bütün gün evde oyun oynadığım için duruma alışkın olmayan faremin sağ tuşu çalışmayı durdurdu. Evin içinde fare arayıp dururken bir çekmecede kim bilir kaç yıl öncesinden Martı otelden alınmış bir duş bonesi kutusu gördüm. Hayat ne kadar acımasız ya da biz kendimize ne kadar acımasız davranıyoruz bu yolculukta.
O tatile ve daha sonra bir sürü tatile gittiğimiz halam hasta. Gençliği ve gücü elinden alındı. Duş bonesi beni alıp, boyum kadar scooter sürdüğüm günlere götürdü. Sonra su kaydırağına hemen arkamdan girip ben sudan çıkacakken üzerime düşen çocuğu, iyi yüzdüğümü görüp başımı suyun içine bastırarak bana şaka yapan eniştemin arkadaşını ve sudan çıktıktan sonra epey bir süre kustuğumu hatırlattı. Şimdi sadece bana hoşgeldin dediği için sevindiğim eniştemle oynadığımız satrançları, gelecek planlarını, benim işletme okuyup onun yanında çalışmamı istemesini ve daha nicelerini. Hayat ne kadar garip. Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin kalıcı olmadığını bir türlü öğrenemiyoruz. Başımıza illa ki bir fenalığın gelmesi gerekiyor ne kadar zavallı olduğumuzu hatırlamamız için. Başımıza geldiği için sinirlendiğimiz kötülüklere belki de biz sebep oluyoruz fakat anlamıyoruz. Kendimizi bu kadar kaptırdığımız gündelik işlerimiz, üstünlük ve güç çabalarımızın arasında neleri feda ettiğimizi göremiyoruz. Her şeyin bir bedeli var, kendime bunu sürekli hatırlatıyorum. Sahip olduğum her şeyin bedelini ödedim derken anlatmak istediğim şey aslında sadece bir şeylerin el değiştirdiği. Neye sahip olmak için neyi feda ettiğimiz. Genç ve güçlüyken sağlığımızı bu takas için kullanmak hiç göze batmıyor fakat her şeyin her an değiştiği bu dünyada vücudumuz sürekli aynı güçlü haliyle kalmıyor. Bugün bütün hastalıkların en büyük tetikleyicisi stres olarak görülürken, kendimizi korumak için ne yapabiliyoruz ya da ileride yaşanabilecek bu rahatsızlıları görüp bugünden önlem almaya çalışmamız çevremizdekiler tarafından nasıl karşılanıyor. Uzun bir süredir izinde olduğum için üzerimde hissettiğim baskı neden. Gemi hayatına alışmak için kimileri içki, kimileri sigara, kimileri de seks bağımlısı olmuştu. Bir işi çekilir hale getirmek ya da o işin stresine katlanabilmek için hiçbir şeye bağımlı olmamaya çalıştım. Anlatmak istediğim şu, sadece bu işi yapabilmek için bile bir takım uyarıcılara ihtiyaç duyan insanlar var. Siz bana onların zayıf karakterli kişiler olduğunu, güçlü insanların böyle şeylere ihtiyaç duymadığını söyleyebilirsiniz. Fakat bu sadece gemi hayatıyla sınırlı değil. Nefret ettiği işini sadece bir sosyal statü göstergesi olarak kabul ettiği için işine devam eden beyaz yakalar. Para harcayabilmek için para kazanan insanlar. Yaşamak için çalışan insanlara saygım sonsuz, yanlış anlaşılmak istemiyorum.
Halam yıllardır kanserle mücadele ediyor ve bu mücadelesine devam ediyor. Çok güçlü, çok inatçı bir insan olduğu için devam ediyor ve hepimiz gibi ölümden korktuğu için. Çocukluğumdan beri bize her geldiğinde elinde hediyeler olan, birlikte sayısız tatile gittiğimiz ve arkadaşım gibi görüp dertleştiğim halam acı çekiyor. Bütün uzun mesailer, sabahlanan geceler, planlar programlar iyi bir gelecek için yapıldıysa neden o iyi geleceği yaşamıyor. “Neyi istediğine dikkat et çünkü bir gün onu elde edeceksin” demişler, çok sevdiğim bir söz. Yıllar geçtikçe bu sözden anladıklarım da değişti. Sağlığımıza dikkat edelim, önce kendimizi koruyalım. Karar alırken gerekirse bencil olalım çünkü düştüğünde herkes yalnızdır. Gerçek yalnızlığımızı acı çekerken anlarız. Bedenimizi ve ruhumuzu hastalıklardan korumak bizim elimizde. Ne için bundan vazgeçtiğimizi düşünelim ve ihtiyacımız olmayan şeyler için kendimizi tüketmeyelim.
Sağlıkla ve sevgiyle kalın.