ARKADAŞ

Uzun süredir yeni yazı çıkartamıyordum çünkü hiç boş günüm yoktu. Bayramdan beri yoğun bir çalışma sürecine girdim ve haftanın 7 günü tango dilini öğrenmek için çalışıyorum. Yazı yazmayı, konuşmayı, anlatmayı seviyorum. Kendimi en iyi şekilde ifade edebilmek için, kullandığım dile hakim olmam gerektiğinin farkındayım. Tango üzerine olan emeğimin sebebi de bu. Anlatmak istediklerimi bir an önce anlatmaya başlayabilmek için uğraşıyorum.

Beni tanıyanlar bilir ki ben açık bir kitap gibiyim. Merak ettiğiniz şeylerin çoğunu yüzümden okuyabilirsiniz. Hissettiğim duygu açıkça yüzümdedir. Sevmediğim birinin yanında onu seviyormuş gibi yapamam. Bugüne kadar iş hayatında bu huyum yüzünden çok sıkıntı çektim fakat kendimle gurur duyuyorum. Ne kendime ne de karşımdaki insana yalan söylememiş oldum böylelikle. Kendim böyle olduğum için de karşımdaki insanlardan bunu bekledim. Prensiplerim gereği kendim yapmadığım hiçbir şeyi karşımdaki insanlardan beklemem. Fakat büyük bir hayal kırıklığıyla karşılaştım. Dostum diyebileceğim birkaç güzel insan dışında kimse dürüst değil.

Bu yazıyı, tanıma şansına eriştiğim dostlarıma adıyorum. İyi ki varlar, iyi ki hayatımdalar. Dostlarımı seçerken; dış görünüşlerini, hangi dili konuştuklarını, mesleklerini, statülerini önemsemedim. Önemli olan kalplerindeki sevgi, gözlerindeki güzel bakıştı. Ne demiş Rumi “Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.” Yanlarından hep daha mutlu, kendimi daha fazla severek ayrıldım.

Bu yoğun çalışma temposunda bir süre sevdiğim arkadaşlarımdan ayrı kaldım ve onların ne kadar değerli olduklarını daha iyi anladım. Kötü bakışların enerjimi nasıl tükettiğini gördüm. Beni rakip olarak görenler, yaşadığım hayatı kıskananlar, kalplerindeki kötülüğü gözleriyle üzerime saçtılar. “1- Akşam” isimli yazımda, insanların kötü bakışlarının bizi ne kadar kirlettiği hakkında konuşmuştum. O bakışlardan kaçmak için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım. Sürekli gittiğim bir kafeyi hayatımdan çıkararak başladım. Sosyal medya hesabımdan bir sürü kişiyi, rehberimden bir sürü telefon numarasını sildim. Söyledim yine söylüyorum, sahip olduğum her şeyin bedelini ödedim ve ödemeye devam ediyorum. Benim yaşımda birisi için güzel paralar kazandığı mesleğini bırakıp bir bilinmezin içine kendini atmak size kolay mı geliyor? İnsanlar ne iş yapıyorsun, nerede yaşıyorsun diye sorduklarında, onların duymak isteyecekleri türden bir cevap verememek. Kendi kendime bile bu soruları sorduğumda bir cevabımın olmaması. Kendimi ve dünyaya ne katmak için geldiğimi, bulmaya çalışırken, bana hiç yardımcı olmayan bu sorular. Evet siz, kötü insanlar. Beni görünce yüzüme gülen ve arkamı döndüğümde bıçaklarını bileyen kıskançlar. Teşekkür ederim. Er ya da geç hepinizden uzaklaşmayı başaracağım. Teşekkür ederim çünkü karanlığınızla dostlarımın ışığını daha da görünür kılıyorsunuz.

Biz birbirimize yeteriz. Varlığınız için minnettarım dostlarım. Sevgiler, saygılar.

Yorum bırakın