1-Akşam

Karanlık ve yağmurlu bir akşamüstü. Hazırlıksız yakalandıkları için hızlı adımlarla evlerine dönmeye çalışan insanlar. Çarpışmamak için hepsine yol vermek zorunda kalıyorum. Bugünlerde kimse sokakta yürümeyi bilmiyor. Yol verme işini eğlenceli hale getirmek için, onların çamur olduğunu ve onlardan kaçmaya çalıştığımı düşünüyorum. Kocaman kapkara, yürüyen çamurlar. Yol verdiğim sürece üzerim kirlenmiyor. Sakın kenara çekilmemezlik yapma diyorum kendime, yoksa sadece üzerin değil ellerin de kirlenmek zorunda kalabilir.

Karanlık akşamda deniz kenarına iniyorum. Kimse oturmuyor, her yer ıslak. Birkaç çiçekçi ve birkaç falcı hariç herkes koşturmaya devam ediyor. Önce birkaç dilenci yanıma yaklaşıyor, görünüşümden beni paralı biri sanıyorlar herhalde. Sigara içmediğimden çakmak cebimdeki bozukluklara gidiyor elim. Bira almak için para istediklerini duyunca bozukluk yerine nasihat veriyorum. Ağız dolusu küfür edip gidiyorlar. Falcı yanaşıyor sonra, on lira verirse onun falına bakabileceğimi söyleyip onu da gönderiyorum. Şaşırmış olacak ki gülüyor. Çiçekçiler beni tek başıma gördüklerinden yanıma gelmeye tenezzül etmiyorlar. Sonunda yağmurun yıkadığı karanlık denize bakıyorum. Bir şeyler düşünmek, bir şeyler söylemek… Boş boş bakıyorum. Motorlar peşi sıra kalkıyor. Balık ekmek kokusu yavaş yavaş yağmurun getirdiği kokuyu bastırıyor. Rüzgarın üzerime taşıdığı soğuk ve balık ekmek kokusu.

Saatimi kontrol edip yürümeye başlıyorum. Birisiyle sözleştiğimden değil. Kimseyi beklemiyorum, bir yere yetişmesi gereken önemli bir adam gibi saatimi kontrol edip yürüyorum. Denize sırtımı dönecekken bir çocuk çarpıyor gözüme, küçük bir tekneyi temizleyen 10-12 yaşlarında bir erkek çocuk. Belki saçları kahverengidir ama beresi siyah. Akşamın karanlığında gözlerindeki kaygıyı görüyorum. Aynı yeri silip duruyor. Tekrar saatime bakıp onu izlemeye başlıyorum. Zamanım çok önemli, bu deli çocuğu izlemek için hayatımın kaç dakikasını harcadığımı bilmeliyim.

Çocuğun gözlerindeki kaygı ve siyah beresi sildiği camdan yansıyor. Cam artık ayna gibi olmuş, tertemiz. Tekneye binen bütün çamurların izi silinmiş. Denizin tuzlu suyunun bıraktığı bütün izler silinmiş. Çocuk, bir makine gibi aynı yere bakıp siliyor. Yoksa çamurdan insanların kirli bakışlarını mı? O bakışlar bizi de kirletmedi mi çocuk, kaçtığın bütün denizlerin çıkaramayacağı kadar.

Yorum bırakın