Denge

Uzun bir aranın ardından yeni yazı vakti. Her ne kadar aklımda kesin bir konu olmasa da yazarken bir yere varacağımı düşünüyorum. Son yazımda, bundan yıllar önce bir otel odasında aklımdan geçen düşünceleri, yaşanmış bir olay gibi anlatmıştım. O günden bu güne çok şey değişti, öncelikle ben çok değiştim. Yıllar beni çok hızlı olgunlaştırdı. İçimde kira ödemeden yaşayan bir emekli olduğu doğru. Fakat değişime direnen düşüncelerim de yok değildi. İyinin ve kötünün ruhumdaki savaşı devam ediyordu.

Kendimden hiç ummadığım bir şekilde ilk defa uzun bir ilişkim oldu. Sizin için dört ay ne kadar uzun bilmiyorum ama, iki hafta ile kıyaslanınca epey uzun kalıyor. Aradığımı hala bulamadım. Kendimi arıyorum ve bulamıyorum. Genel fikir birliği insanların kendisine zıt özellikli kişilerle daha iyi bir birliktelik yaşayabileceği yönünde. Bu görüşe katılmıyorum. Hayatımızda önce yaratmaya sonra korumaya çalıştığımız bir denge durumu var. Hayatımızın akışı boyunca her konuda her zaman güçlü olamayız. Bilgi, fiziksel güç, zaman, para ve aklıma gelmeyen diğer bütün konular. Belli dönemlerde belli konularda üstünlük elimizdedir. Elimizde olmayanlar için etrafımızda onu dengeleyecek insanlar ararız, en azından ben böyle yaptım. Basitçe açıklamak gerekirse, güçsüz bir ilkokul öğrencisinin sınıfın güçlü çocuklarını yanına alarak olası zorbalıkların önüne geçmesi diyebiliriz. Tabii ki her şey karşılıklıydı, onlara önerebileceğin şeyler olmalıydı. Peki bu konu ilişkileri nasıl ilgilendiriyor.

Bir kişi çok başına buyruk ve düşüncesiz davranırsa diğer kişi onu dengelemek adına daha ağır başlı olmak zorunda kalıyordu ya da bir kişi hızlanırsa diğeri yavaşlamak. Denge sağlanmalıydı. Her ne kadar kendimi yaşlı ve olgun bir insan olarak görsem de eğlenmeyi seviyorum. Sadece nerede ve kimlerle birlikte eğleneceğim konusunda seçiciyim. Bu kararımın anlaşılması için saf, iyi ve kötü arasındaki farkın bilinmesi gerekiyor. Hayatım boyunca sürekli etrafımdakilerin kıskançlıklarıyla boğuşmuş biri olarak rahat davranabilmek için önce insanları tanımalıydım. Herkes, her şeyi aleyhinizde kullanabilir. Çok mu şüpheciyim, ben buna tecrübe demeyi tercih ederim. Dışarıdan bakan insanların beni katı ve soğuk olarak tanımlaması aslında sadece kendimi koruma mekanizmam. Yakınlarım bilir, ben açık bir kitap gibiyim. İstemediğim şeyler konusunda çok netim. Davranışlarım söylediklerimi doğrular. Eğer bir şeyi kendim yapamıyorsam karşımdaki insandan da beklemem. Yalanlara ihtiyacım olmadığını düşünüyorum, özellikle kendime söylediğim yalanlara.

Denge konusunu bu kadar açıklamam, aslında kendimi savunmak ve davranışlarımı haklı çıkarmak için. İlişkim neden bitti, neden kendim gibi birini arıyorum sorusunun cevabını verebilmek için. Kendimi suçlayıp duruyorum. Kimseyi sevememekle suçluyorum kendimi. Bunun yalan olduğunu biliyorum çünkü sevdim. Bugünlerde farklı düşüncelerle boğuşuyorum, denizde çalışmaya devam etmeli mi yoksa etmemeli miyim, birlikte çalıştığım insanların çoğuyla aramızda kültürel bir uçurum var. Kendimi sürekli yalnız hissettiğim bir çalışma ortamındayım. Sürekli güçlü olmak zorundayım. Yakın arkadaşlarımı seçerken sıkı bir filtreleme kullanıyorum belki ama gemide böyle bir şansım olmuyor. En çok kendimi özlüyorum. Farklı iki hayatı yaşıyorum. Karadayken bile bir gün gideceğimi biliyorum, sürekli bir geri sayım. Bir süre sonra herkes ister istemez ne zaman gidiyorsun diye sormaya başlıyor. İstemiyorum. Hayatımı üzerine şekillendirdiğim mesleğim, uzun uzadıya anlatmaya çalıştığım dengenin kurulmasını imkansız hale getiriyor.

Sonuca gelecek olursam, mesleki hayatımda bir denge kurmadan uzun soluklu bir ilişki yaşayabileceğimi düşünmüyorum. Henüz kendi beklentilerimi karşılayamamışken, başkalarının beklentileri yükümü arttırmak olur. Kendimi arayışım devam ediyor. Sevgiyle kalın.

Yorum bırakın